Seyahat

İstanbul’dan bahar klasikleri

Son günlerde mecbur kalmadıkça dışarı çıkmıyor, sosyal mesafeyi korumaya ve bireysel hijyene azami dikkat ediyoruz. Madem dışarı çıkamıyoruz, evinizden bir İstanbul turu yaptırmak istiyorum bu hafta size. Zeynep Şahin Tutuk ile birlikte yazdığımız ‘Kanatlarımda İstanbul’ kitabında, şehrin en güzel nefes alma duraklarını da anlatmıştık. İşte o kitaptan bahara özel yaptığım seçkiyi saklayın, ne de olsa bu günleri atlattıktan sonra açık havanın tadını hep birlikte bol bol çıkaracağız.

Laleler, bahar dalları…
Emirgan Korusu / Emirgan
Baharda Emirgan denince akla önce laleler, erguvanlar ve bahar dalları geliyor. İranlı bir asilzade olan Emir Güne Han, 1635’teki Revan Seferi sırasında kalesini IV. Murad’a savaşmadan teslim etmiş. Sultan tarafından İstanbul’a getirilen han, hem adını değiştirip Yusuf Paşa olmuş hem de padişahla yakın bir dostluk kurmuş. Sultan, o zamana kadar Feridun Bey Bahçeleri diye anılan bu 500 bin metrekarelik yeri, paşanın Revan’da yaptığı jeste karşılık hediye etmiş. 19’uncu yüzyıldaysa Sultan Abdülaziz koruyu Mısır Hıdivi İsmail Paşa’ya vermiş. İsmail Paşa sahile muhteşem bir yalı yaptırdıktan sonra içindeki köşkleri inşa ettirmiş. Koru 1943’teyse İBB tarafından satın alınarak park haline getirildi, içindeki köşkler de halkın kullanımına açıldı.

Kiraz çiçeklerinin güzelliği
Japon Bahçesi / Baltalimanı
İstanbul’un kolaylıkla ulaşabilir bir noktasında, meraklısının bildiği, özellikle de bahçeye adını veren sakuraları görmeye gittiği bu güzel yer, Baltalimanı’ndaki Japon Bahçesi. 2003’te Japonya’da ‘Türk Yılı’ ilan edilince atılan adımlardan biri Shimonoseki’yle İstanbul’un kardeş şehir ilan edilmesi olmuş. Bu nedenle Shimonoseki’ye bir İstanbul bahçesi, İstanbul’a da bir Japon bahçesi yapılmış. Kardeş şehir olabilmek için iki şehrin fiziki olarak benzemesi koşulu aranıyor. Bahçenin girişinde yer alan Shimonoseki’nin havadan çekilen fotoğrafına bakınca İstanbul’la neden kardeş şehir ilan edildiğini anlıyorsunuz. İçinde köprüler, göletler ve bitki tasarımlarıyla Japon bahçe düzenlemesine dair detayları görebilirsiniz.

Göz alabildiğine yeşil
Belgrad Ormanı / Sarıyer
Yerli “Manhattan” Maslak’ta yükselen gökdelenler ve yoğun trafikten sonra sanki İstanbul’dan çıkıp da çok uzaklara gitmiş gibi hissetmek garanti. Gözünüzün alabildiğince yeşil var her yanda; kuş sesleri de cabası… Şehrin oksijen sahası olan ormanı spor yapmak için tercih edenlerse hiç az değil. Bisiklet yolları da koşu ve yürüyüş parkurları da var. Piknik severler burada. Ayrıca kafeterya alternatifleri var. Aslında orman geçmişte, Trakya’daki Istranca Dağları’ndan başlayıp Karadeniz sahiline kadar uzanıyormuş. Bir kısmı ormanın içinden geçen su dağıtım sisteminin parçaları hala görülebiliyor. Geçmişi Romalılara kadar uzanan su kemerleri ve su bentleri ormanın farklı yerlerinde yer alıyor.

Oksijene doymak
Hıdiv Kasrı / Beykoz
Son Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın soyundan gelen Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırılan Hıdiv Kasrı’nı içine alan koru, harika bir kaçış adresi. Hıdiv, Osmanlı’da Mısır valilerine verilen unvan. Abbas Hilmi Paşa 19’uncu yüzyıl sonlarında İstanbul’da yaşamış. Günümüzde kasrın bulunduğu yeri de o zaman satın almış. Paşa Art Nouveau tarzındaki görkemli kasrı, yanına da Boğaz’ı gören muhteşem kuleyi yaptırmış. Abbas Hilmi Paşa, 1944’te vefat etmiş. Paşanın ailesi binayı İstanbul Belediyesi’ne satmış. Kasrın zarafetine, Boğaz havasını ve gökyüzüyle kucaklaşan ağaçları ekleyince, fırsat buldukça gitmek isteyeceğiniz bir yer çıkıyor karşınıza. Belediye’nin işlettiği kafe ve restoran da kahve molası için hesaplı bir seçenek.

Sponsorlu İçerik

Doğa sevgisi aşılıyor
Atatürk Arboretumu / Bahçeköy
Atatürk Arboretumu’nda iki gölet, iki binden fazla bitki türü ve binlerce ağaç var. Künyelerinden bilgilerini de görebiliyorsunuz. Özellikle çocuklara doğa sevgisini aşılamak için gidilecek yerlerin başında geliyor. Aslında bir araştırma sahası olarak kurulmuş ama zamanla İstanbullular için nefes sahası olmuş. İçeride bir şeyler yiyip içmek yasak, yanınızda sadece su götürmenize izin veriliyor. Burada yapılacak en önemli şey temiz havanın ve birbirinden güzel manzaraların tadını çıkarmak.

Sponsorlu İçerik

Boğaz’ı kuşbakışı izleyin
Otağtepe Fatih Korusu / Kavacık
İstanbul’da, Boğaz manzarasının tüm ihtişamıyla ayaklarınızın altına serildiği en güzel noktalardan biri olan Kavacık’ta. Ayaklarınızın altına serildiği derken mecaz yapmıyorum; bulunduğunuz tepenin sunduğu manzaranın gerçek tanımı bu. FSM Köprüsü uzansanız tutacakmışsınız gibi yakın. Telefonlarınızın şarjını tamamen doldurmadan gitmeyin çünkü fotoğraf çekmeden duramayacaksınız. Göletleri renklendiren nilüferlerden dört bir yanı beyazlı, sarılı şenlendiren papatyalara kadar baharın enerjisi her yanda.

Erguvan cenneti
Beykoz Korusu / Beykoz
Paşabahçe ve Beykoz arasındaki bu yoğun ağaçlık alan Abraham Paşa Korusu olarak da biliniyor. Korudaki en güzel zamanların eli kulağında. Nisanda erguvanlar açınca Boğaz manzarası muhteşem oluyor. Koruda sincaplar, kuşlar, kelebekler eşliğinde sakin bir yürüyüş yapabilirsiniz. Sonrasında içindeki kır kahvesinde ya da belediyeye ait tesiste mola verebilirsiniz. Yok ben erguvanların izini sürmeye devam etmek istiyorum derseniz, buradan Yuşa Tepesi’ne doğru devam etmenizi öneriyorum. 198 metrelik yüksekliği ile Yuşa Tepesi, Çamlıca’dan sonra Boğaz’daki ikinci en yüksek tepe aynı zamanda.

Kaostan uzakta
Polonezköy
Polonezköy, İstanbul sınırları içinde olsanız da şehri unutturan, ruhunuzu “başınızı alıp çok uzaklara kaçmışsınız” hissiyle dolduran bir adres. Baharın tadına varabileceğiniz en keyifl verici yerler arasında. Burada isterseniz ağaçların sarmaladığı yollardan geçerek doğanın uyanışına tanıklık edebilirsiniz. Dilerseniz piknik konseptiyle hazırlanmış tesisleri tercih ederek, tatlı esintiye iyi lezzetlerle eşlik edebilirsiniz. Polonezköy’e gitmişken 1. Dünya Savaşı sırasında askeri karargâh olarak kullanılan, 1918 yılında ise restore edilerek ibadete açılan Meryem Ana Kilisesi’ni görebilirsiniz. 1912 yılından kalma kilisenin bahçesinde, 1869’da yaşamını yitiren ve buraya gömülen şair Adam Mickiewicz’e adanmış bir anıt da var.

Klasik manzara
Çamlıca Tepeleri / Çamlıca
Bu yazının yazıldığı sıralarda mimozaların görkemiyle donanmıştı Çamlıca tepeleri. Bahar dallarının birbirinden güzel tonları da sapsarı mimoza ağaçlarına eşlik ediyordu. 262 metre yüksekliğindeki Büyük Çamlıca, İstanbul’da şehir içindeki en yüksek nokta. Çamlıca adı, bir zamanlar güzellikle eş anlamlı kullanılırmış. Procopius, Evliya Çelebi, Lady Mary Wortley Montagu ve Lord Byron gibi birçok yazar övgüler düzmüş tepeye. Bugünse manzara epey değişse de hâlâ çok etkileyici. Tepede, Osmanlı tarzında bir kahve, bir restoran ve piknik yapabileceğiniz yerler var. Şehri ayaklarımızın altına serilen koca bir atlasın sayfalarına bakar gibi seyretme heyecanı ise Çamlıca’nın yolunu tutmanın esas sebebi.

Şiirlere konu olan koru
Mihrabat Korusu / Kanlıca
Yaklaşık 210 bin metrekare alana yayılan, içinde bir kafe ve restoran da olan Mihrabat Korusu güzelliğiyle pek çok şaire ilham vermiştir. “Şu anda İstanbul’da olmak isterdim / Mihrabat Korusu’nun dar yollarında seninle yan yana, yana yana yürümek / Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul’u” der Özdemir Asaf. Bu güzel dizelere kulak verip Mihrabat Korusu yollarına düşünce, bir yazarı daha anımsarsınız. O da “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” diyen Yahya Kemal Beyat lı’dır. Onu aşka
getiren de yine aynı yer, yani Mihrabat Korusu’nun olduğu bu tepedir. Hem manzaraya dalıp gitmek hem de birbirinden güzel bahar çiçeklerinin ortaya saçtığı kokuları duyarak yürüyüş yapmak için bu koru harika bir seçenek.

Adeta bir peri masalı!
Ihlamur Kasrı / Beşiktaş
Şehrin hareketli bir noktasında; Beşiktaş, Yıldız, Nişantaşı üçgenindeki Fulya’da sizi bir anda başka bir zamana ışınlar Ihlamur Kasrı. Özellikle bahçesindeki havuzu renklendiren pembe manolyaların açtığı zamanda giderseniz, adeta bir peri masalında olduğunuzu düşünebilirsiniz. Bahçesinde bir de ‘Çin Mabed Ağacı’ olarak bilinen ginkgo biloba var; yapraklarının zarafetine hayran kalmamak mümkün değil. Sultan Abdülmecid Ihlamur Kasrı’nın bulunduğu bölgeye ferahlık, sevinç, tazelik gibi anlamlara gelen “Nüzhetiye” adını uygun görmüş. Kasrı gezerseniz göreceğiniz yapılardan biri Sultan Abdülmecid’in törenler için kullandığı Merasim Köşkü, diğeri ise padişahın haremi için tahsis edilen Maiyet Köşkü olacak.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Web Sitemizde ki içerikleri incelemek için reklam engelleyici eklentinizi kapatıp sayfanızı yenileyin..