Dizi & Sinema

Hayranı Olduğumuz Filmlerin Çekiminde Kullanılan Zamanının Çok Ötesinde Düşünülmüş 29 Teknik

İzlemekten bıkmadığımız bu filmlerin çekimlerinin ardındaki sırlar sizleri çok şaşırtacak.

İzlemekten bıkmadığımız bu filmlerin çekimlerinin ardındaki sırlar sizleri çok şaşırtacak.

The Hobbit

Sponsorlu İçerik
  • Film çekim konusunda yeni bir çağ başlattı. Normalde kullanılan saniyedeki kare/görüntü sayı 24 iken, bu filmde 48 olacak şekilde çekildi. Görüntü kalitesi daha parlak ve temiz olduğu için izleyici açısından fark yaratıyor. Fakat birçok sinemada teknik problemlerden ötürü film yine saniyede 24 görüntü olarak gösterildi. 

  • Yönetmen aslında filmin yalnızca 2 kısmını yayınlamayı düşünüyordu. Fakat planlar süreç içerisinde değişti. Çünkü hikaye tamamlanmamıştı ve bazı önemli kısımlar yoktu. Sonra filmin diğer kısmı çekildi ve filmin ortasına konularak, ilk ve üçüncü kısımı oluşturacak şekilde ayrıldı. Böylece bir üçleme ortaya çıktı. 

    Sponsorlu İçerik
  • Yeni Zelanda'nın birçok yerinde çekimler yapıldı. Ekip Dale isimli bütün bir şehir inşa etti hatta. İçerisinde birçok bina bulunan bu yapı taşınabilir halde olduğu için farklı yerlere de götürülebilir haldeydi. Üçlemenin üçüncü kısmında bu şehir tahrip edildi ve ekip o kadar emek verdiği binaları 'eskitmek' zorunda kaldı.

  • Ses tasarımcısı korkutucu bir ejderha sesi bulmaya çalışıyordu. Bir sabah çiftlikteki aç bir domuzun sesini kaydetti ve bunu kızının bağırtısı ile karıştırdı. Birazcık oynama yaparak üçlüde duyduğumuz bu sesleri hazırladı. 

  • Thranduil karakterine can veren Lee Pace, oğlu Legolas'ı canlandıran Orlando Bloom'dan 2 yaş küçüktü.

  • Yönetmen çok akıllıca bir hareket yaparak 2 farklı sette 2 farklı kamerayla çekim yaptı. Soldaki sahnede bir oyuncu kendi rolünü oynarken, diğer bir sahnede bir başka oyuncu ilk oyuncuya cevap verecek şekilde kendi rolünü oynuyordu. Lensler Gandalf'a o kadar yakındı ki, bu şekilde daha da uzun görünmesini sağladılar. Sonrasında yönetmen arka planı kaldırarak, bu iki seti birleştirebilir hale getirdi.

  • Prodüksiyon resmen devasaydı. 800'den fazla elf kulağı, 752 peruk, 263 sakal ve yaklaşık 800 silah sadece The Hobbit: The Desolation of Smaug filmini çekmek için kullanıldı. Bütün aksesuarlar oyunculara uyacak şekilde tasarlandı. Fakat Torin karakterini canlandıran Richard Armitage, sahte sakal kullanmak yerine kendi sakalını uzattı.

  • Özellikle Yüzüklerin Efendisi'nin film dünyasına giriş yapmasından bu yana görsellerin oluşturulmasındaki teknoloji çok yol aldı. Oyuncuları büyülü karakterlere dönüştürmek için makyaj uygulamaları daha kolay bir hal aldı. Makyaj ısıya, sıcağa ve suya da dayanıklı olunca oyuncuları bütün gün idare edebilir hale geldi. Mesela Bombur karakterinin makyajını yapmak 2 saat, Kili karakterinin makyajını yapmak 30 dakika sürdü.

  • Yönetmen video günlükleri hazırladığı için izleyicilerin, oyuncuların setteki hallerini görme şansları oldu.

  • Çekimler bittikten sonra yönetmen Peter Jackson çok yorucu olduğunu söyledi. “Ben aslında filmin çekim aşamasından değil, senaryo çalışması ve prodüksiyon sonrası kısmından keyif alıyorum.”

Avatar

  • Cameron ilk Avatar taslağını 1994 yılında, Titanic filminden önce yazdı. Çocukken okuduğu bilim kurgu kitaplarından etkilenerek hikayenin 80 sayfalık alt yapısını oluşturmuştu. 

  • Filmin 1997 yazında başlaması ve 2000'li yılların başında vizyona girmesi bekleniyordu. Fakat yönetmen teknolojilerin bütün fikirlerini hayata geçirmeye yetmediğine karar verdi. Beklemeyi tercih etti.

  • Cameron film çekimine Yüzüklerin Efendisi'nin yönetmeni Peter Jackson'dan ilham alarak başladı. Sonuç olarak Avatar %60 bilgisayar tabanlı, %40 canlı çekimler ortaya çıktı.

  • Film çekiminde bütün modern teknolojiler kullanıldı. Yönetmen oyuncuların dijital hallerini iki boyutta görebiliyordu ve gerçek zamanda sanal çevreyi değiştirebiliyordu. Hareket yakalama teknolojileri, oyuncuların hareketlerini ve yüz ifadelerini yakalamak için kullanıldı. Özel bir yazımla savaş sahneleri ve manzaralar oluşturuldu. 

  • Rol dağılımı yapıldıktan sonra James Cameron, bütün ekibi Hawai'ye götürdü. Böylece herkes Pandora'nın çevresindeki koşulları deneyimle öğrendi. Bütün oyuncular gereken becerileri öğrendikten sonra çekimler başladı.

  • Yönetmen kendi filmlerinden ilham alarak aşk hikayesini oluşturdu. Jake ve Neytiri'nin hikayesi, Titanic filminden Jake ve Rose'un hikayesine benziyor. Farklı kültürlerden, sosyal gruplardan bu iki kişinin bir arada olması mümkün değildi. Sevginin her şeyin üstesinden geldiğini biliyoruz.

Maleficent

  • Hem yönetmenin hem de Angelina'nın söylediklerine göre karakterin içindeki şeytani karakteri en iyi yansıtacak kişi Angelina Jolie'ydi. 

  • Angelina'nın makyajının yapılması her gün 3 saat sürdü. Oyuncu kostümle etrafta dolaşmanın da zor olduğunu söyledi. 

  • Başlangıçta makyaj artistleri Angelina için çene ve alın protezi hazırlamıştı. Fakat sahte olduğu çok belli olduğu için biraz makyaj yardımıyla bu görüntüyü verdiler.

  • Karakterler için yaklaşık 2.000 kostüm elde dikilerek hazırlandı. Ana karakterin kıyafetleri gotik tarzda hazırlandı. Bir yandan kadınsı ve şık iken, bir yandan da filmin atmosferine uyum sağlıyordu. 

  • Angelina ve Brad'in küçük kızı Vivienne Jolie-Pitt de Aurora karakterini canlandırdı. Oyuncu, çocuklarının oyuncu olmasını istemediğini, sevdikleri ne varsa onu yapmalarını istediğini söyledi. Çekimlerin yapıldığı ilk gün Vivienne'in kelebek yakalaması gerektiğinde de oldukça zorlanmışlar. Evde defalarca pratik yapmak zorunda kalmışlar.

  • Karakterin kullandığı ses de kazara keşfedilmiş. Angelina çocuklarına hikayeler okurken farklı sesler kullanarak işi daha heyecanlı hale getirmeye çalışıyormuş. Bu sırada kullandığı bir ses tonu çocukların dikkatini çekince onun üstüne yoğunlaşmış.

  • Angelina Jolie, bu karakteri canlandırmanın onun için oldukça zor olduğunu ve kariyerinin en zor karakterlerinden biri olduğunu söyledi. Çünkü onun da hayatında Maleficent gibi yanlış anlaşıldığını düşündüğü ve kabul edilmediği anlar olmuş. Kariyerinin başlarında dışlanmış gibi hissettiği zamanlar yaşamış.

Interstellar

  • Steven Spielberg'ün filmin yönetmeni olması düşünülüyordu. Hatta senaryoyu yazması için Jonathan Nolan ile anlaştı fakat sonradan projeyi bıraktı. Jonathan, kardeşi Christopher'ı yeni yönetmen olarak önerdi. Filmin esas amacını da Christopher gördü. 

  • Matthew McConaughey hiçbir zaman astronot olmayı hayal etmediğini, dünyanın başına gelenlerin ona fazla geldiğini söyledi. Fakat Jessica, Chastain Star Wars ve Princess Leia'yı çocukken çok sevdiğini, bu nedenle uzayla ilgili bir filmde rol almanın onu mutlu ettiğini söyledi.

  • Film tek bir kamera ile çekildi. Bu da yönetmenin isteği üzerine oldu. Elde taşınabilir bir kamerayla sahneyi tek bir açıdan defalarca kez çekti ve açıyı değiştirerek tekrar tekrar çekti. Sanki kameramanlar için işkence gibi olsa da ortaya harika bir iş çıktı. 

  • Filmdeki maceralar aslında tamamen kurgusal değil. Daha çok fizikçi Kip Thorne'un yardımıyla geliştirildi. Kip, çekimler sırasında sette yer aldı ve bazı sahnelerde oyunculara detayları açıkladı.

  • Yönetmen özel efektlerden çok haz etmiyor. Bu nedenle mümkün olduğunca fazla şey bilgisayar teknolojileri kullanılmadan hazırlandı. Devasa toz bulutları, sentetik tozdan hazırlandı ve büyük vantilatörler yardımıyla havada oluşturuldu. Mısır tarlası sadece film için ekildi.

  • Anne Hathaway hipotermi geçirme tehlikesi atlattı. Çekim İzlanda'da yapıldı ve bel derinliğinde buzlu suda dalış kıyafetleriyle durmak zorundaydı. Bir noktadan sonra kıyafetler sızıntı yaptı ve içine su girdi. Anne, yönetmeni üzmemek için sessiz kalarak çekime devam etti.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Web Sitemizde ki içerikleri incelemek için reklam engelleyici eklentinizi kapatıp sayfanızı yenileyin..