Aile

Narsist kişilik bozukluğu özellikleri

Narsist kişilik bozukluğu özellikleri Konu hakkında detaylı ve güncel bilgiler için bu makaleyi okuyun

Narsisizmin psikanalitik literatürde önemli bir yeri vardır. Narsisizm ve narsistik bozukluğu konumlandırmaya çalışan bir çok teoristyen sayılabilir ancak en büyük katkıyı Heinz Kohut yapmıştır.. Kohut’un kendilik psikolojisi kuramından sonra narsisizm,sağlıklı bir durum olarak görülmüştür. Kohut narsisizmi sağlıklı bir gelişimsel yapı olarak benimsemiş,patolojik narsizmi ise normal gelişim hattında bir gelişimsel duraklama olarak ifade etmiştir.Kohut ilk çalışmalarından itibaren narsistik gelişimi iki hat üzerinden değerlendirmiş.Bunlar büyüksemeci kendilik ve idealleştirimiş ebeveyn imagosu hatları şeklindedir.Bu iki hat birbirine paralel olarak gelişir ve ileride çocuğun değer,amaç ve ideallerinin oluşmasına katkı sağlar.Eğer aile çocuğun döneme uygun ihtiyaçlarını karşılamazsa,travmatik kırıklıklar yaşanmakta ve sonuş olarak gelişimsel duraksamalar meydana gelir.Eğer travmatik hayal kırıklıkları ‘idealleştirilmiş ebevyn imagosu’hattında oluşursa kişi gelecekte,kaygı yaşadığı anlara yönelik dışarda ‘kaynaşılmak istenen bir güç kaynağı’arayışı ile savunmacı büyüklenmeci kendilik kavramı arasında takılır kalır.Eğer anne çocuğun döneme uygun teşhirciğini ve büyüklenmeciliğini aynalamazsa,travmatik hayal kırıklıkları ‘büyüklenmeci kendilik’hattında meydana gelir.Diğer bir söyleyişle,çocuğun narsistik kendiliği değişime uğramadan kalır ve ileride birey ‘kendilik değerinin gerçek dışı olarak değerlendirilmesi’ile aşağılık duygularının olması narsistik kişilik özelliklerinin asıl belirtileridir. (İrem Anlı, 2007)

Aslında patolojik biçimde narsisist insanlar,kendileri,kendilerini kendilerine göre bir şekilde tehdit ettiklerine inandıkları durumdan korunmak adına bir nevi savunma mekanizması geliştirip bu şekilde bir kişilik içine girmiş denilebilir. (Meryem Karaaziz, 2013)

Kohut, narsistik kişilik bozukluğunun temelinde yatan nedenin kişinin ‘benlik yapısındaki temel kusur’olduğunu söylemektedir. (Meryem Karaaziz, 2013)

Kendilerini fiziksel ve ruhsal açıdan aşırı beğenen,üstün gören;sürekli beğeni,ilgi,onay bekleyen gittikleri yerde hemen özel ilgi göreceğine,üstün bir yeri hak ettiğine inan bireylerdir.En güzel,en yakışıklı,en başarılı,en parlak insan odur ve ya o olmalıdır.Böylesine yoğun özsevisel beklentiler içinde kuşkusuz hayal kırıklıkları,incinmeler de çok fazla görülür.Kişinin benlik saygısı sanki dışardan gelecek ilgi,beğeni,onaylarla beslenmek olmalıdır.Eletiriye gelemez,sürekli övülmek isterler.Bu sebeple görünüş ve davranışları bunları elde etmek odaklıdır.Beklentileri karşılanmayınca özsaygıları hemen düşer.Kırgınlıklar,bunaltı ve çökkünlük görülebilir.Başkalarının duygu ve düşüncelerine,ihtiyaçlarına eşduyum göstermekten yoksundurlar.Bu sebeple ilişkilerinde bencil,ben-merkezcidirler.kişilik özellikleri genellikle borderline kişilik yapısıyla görünür.Sınırda ve narsistik kişilik yapıları hem tanıbilimsel,hem psikanalitik açıdan merak uyandırmaktadır.Bu iki kişilik özelliklerindeki ruhsal düzenekler özellikle nesne ilişkileri özbenlik psikolojisi kuramlarının ana başlıklarıdır ve geliştirdikleri birçok kavram genel psikiyatride işlenir.Özbenlik psikologlarına göre narsistik kişilik bozukluğunun temelinde,erken çocukluk döneminde varolan ‘büyüklenmiş özbenlik’duygusuna karşı ana babanın yeterli eş duyum göstermemelerini,çocuğun uygun ebeveynlik ortamında gerçek dünyanın düş kırıklıkları ile yeterince karşılanmaması sebep olmaktadır.Kuşkusuz ana-babanın çocuğun özelliklerini aşırı yüceltmeleri,vurgulamaları ile devamlı beslenen ve gereksice büyüklenen özbenlik duygusunun da bunda çok büyük etkisi vardır.Bu hastaların öykülerinde çocuklukta duygusal ihmal belirten çalışmalar vardır.B kümesindeki başka kişilik bozuklukları ile ayırıcı tanısı yapılmalıdır.Narsistik kişilik bozukluklarında obsesif kompulsif kişilik bozukluğu olan insanlardaki gibi mükemmeliyetçi özellikler görülebilir.Ancak obsesif kompülsif kişilik bozukluğu olan insanlarda kendini eleştirme,suçlama eğilimi narsistik kişilerde aranmaz.Büyüklük düşünceleri mani ve ya hipomani döneminde görülür. (Prof.Dr.Orhan Öztürk, 2016)

Sponsorlu İçerik

Bir narsisti en iyi açıklayan iki kavram varlık ve hiçlik kavramıdır.Yüzde görünen ve var sanılan yönü,yakın çevresinin isteklerine boyun eğen,oluşturmak zorunda bırakıldığı sahte kendiliği şeklindedir.Bu kara delik,narsistik doyum kaynaklarını içine çekip hapseder.Yüzeyde görülmeyen ve yok sanılan yönü ise değersiz gerçek kendiliğinin ta kendisidir.Narsist,bu iki kendiliği tek bedende barındıran varlığa sahiptir.Kişiliği çok ilkel ve darmadağındır.Tam oluşmuş,bütünleşmiş bir insan varlığı değildir.Birbiri içinde eriyen geçici görüntüler halindedir.Tasarıları geçici,beraberlikler sahte ve gösterişlidir.Bir narsistle yaşamak yalnızca nasıl bir kişi olduğu değil nasıl bir kişi olmadığından dolayı da diğer insanların içini bulandıran bir yaşamdır.Bir narsistin hem değersiz gerçek kendiliği hem de büyüleyen sahte kendiliği aslında aynı vücutta yaşar.Fakar hiçbir zaman birlikte değildir.Biri varken diğeri olmaz.Beden genellikle büyüleyen sahte kendiliğin etkisi altındadır.Değersiz gerçek kendiliğiyle ilgili herşeyden,bastırma veya bölünme-yadsıma-yansıtma yöntemiyle kurtulmaya çabalar.Nadir olarak varlığını hissettiren narin çocuk,öz değer duygusu ve kendilik saygısında görünen dalgalanmalardan sorumludur.Duygulandığı an,büyülenen sahte kendiliğini,bir dış nesnenin yokluğunda savunmasız,güçsüz ve çaresiz olduğunu düşünür.Kendilik nesnesi işlevi gören bu dış nesne,kendisine acı çektirmesine karşılık ayrıştıramadığı anne babasıdır.Durumdan yakınma ama ayrışamama,preödipal patolojilerin temel belirtileridir.Belirli bir alandaki yeteneği elle tutulur tek olumlu özelliği diyebiliriz.Çünkü anne babayı bireyselleştirmesi bir tek bu alanda kabul görmüştür.Narsist aslında keyiflenemeyen,gülmeyen,yeteneklerinin farkına varmayı yaşayamayan bir mazlumdur.Memnunluğunun,neşe ve kazanımlarının ödüllendiri özellikleri ile tanıştırıldığını söylemek zordur.Gerçek kendiliğini yadsıyıp bağımsız olmayan,ebeveynin istek ve beklentilerine boyun eğmek zorunda bırakılan biri olarak gelişmiştir.Yüzeyde görünen,gelişmek zorunda kaldığı büyüklenen sahte kendiliğinin özelliğidir. (Erol Ozan, 2008)

Sponsorlu İçerik

Sigmund Freud,narsisizmi;dış dünyadan çekilen libidonun benliğe yöneltilmesiyle ortaya çıkan bir durum olarak yorumlamaktadır.Freud bireyin iç dünyasından değil de dış dünyadan gelen nesne yatırımını çekerek oluştrduğunu söylediği narsisizmi birincil ve ikincil olarak ayırıp narsisizmi birincil bir narsisizm üzerine eklenen ikincil bir narsisizm olarak temelleştirir.Projektif testler,kişinin dinamik yönünü ortaya çıkarmakta çok fazla etkili bir yoldur.Rorschach testi kullanılarak yapılan çalışmalarda da objektif testlerden olan Narsistik Kişilik Envanteri ilr yapılan araştırmalardaki gibi narsistik kişilik yapılanmasına sahip bireylerin reddedilme karşısında aşırı duyarlı davranmaları,bütünlüğünü kaybetmiş duygusu yaşamaları,yoğun ve aşırı öfke gösterme gibi davranışlar sergilediği sonucuna varılmıştır.Psikanalitik kuram bu durumu,çocukluğunda gelişmekte olan kendiliğinin bütünleştirilmesine yönelik cevapların tamamlanamamış olduğu şeklinde ifade etmektedir.Narsistik kişilik bozukluğuna sahip insanlarda uygulanan,Roschach testi sonucunda bu durumdan dolayı erişkinlik hayatında ‘boşluk depresyonu’yaşantıladığı düşünülmekte ve kişiler ‘boşluk depresyonu’ndan kurtulmak gayesiyle aşırı düzeyde işine odaklanmaktadır.Birey kendini iyi hissedebilmek için çocuklarda görülmesi beklenen davranışlar gösterebilmektedir.Aynı zamanda narsistik kişilik bozukluğu gösteren insanlarda ülküsel neşen açıklığı içerisinde nesne doyumuna ulaşmak amacıyla elinden geleni yapmaktan geri çekilmemektedir.Kendilerini ,ideal saydıkları bireyleri arayıp buldukları zaman değerli olduklarını düşünürler. (Meryem Karaaziz, 2013)

Psikiyatri uygulamalarında normal narsisizim ve patolojik narsisizim arasında ayırım yapmak her zaman kolay değildir.İnsanın kendisini sevmesi ve değerli görmesi normal,hatta gerekli bir duygu durumudur.Fakat bu duyguların hangi aşamada abartılarak kişilik bozukluğuna dönüştüğünü belirleyen ölçütleri tanımlamak pek olanağan değildir.Narsisizm konusunda sonraki yıllardaki en önemli katkılardan birini Winnicott,gerçek benliği,gelişim süreci içinde doğal olarak belirleyen biyolojik rahatlık ve yaşama hevesi olarak açıklar.Gerçek benlik beden dokularındaki ve işlevlerindeki hayati olaylardan kaynaklanır ve başlangıcı,dış uyaranlara yönelik tepkiler olarak değil,organizmanın kendinden meydana gelir.Yaşıyor olmanın doğal sonucu olarak belirlenen gerçek benlik,aslında yapay benliğin tanımlanması açısından özel bir anlam taşır.Gerçek benlik,bebeğin omnipotans denemelerine annenin verdiği destekle bebeğin cılız egosunun güçlenmeye başlamasıyla oluşur.Çocuğun tepkilerini değerlendiremeyen yetersiz anne ise çocuğun tepkilerine karşılık vermesi gereken yerde kendi ihtiyaçlarına göre tepkiler gösterir.Çocuğun kendi tepkilerinden vazgeçerek kendisini annenin kendi ihtiyaçlarından kaynaklanan tepkilerine göre yaşamaya başlması ve yapay benliğin ilk özellikleri belirmeye başlar.İnsanlar çeşitli oranlarda geliştirdikleri yapay benlikle gizledikleri benliği korumaya uğraşırlar.Böylece çevrenin beklentilerine boyun eğmesi gereken durumlarda yapay benlikle beraber ortaya çıkmaya başlar.Yapay benliğin aşırı gelişmesi durumunda gerçek benliği tümden kaybetme ihtimali doğar.Klinik çalışmalarda bu iki benliği ayırt etmek çok değerlidir.Tedavi sürecinde gerçek benlik farkedilmeden yalnızca yapay benlikle ilişkilendirilmesi,hiçbir yere ulaşılmadan yıllar süren psikoterapi seanslarının başlıca problemleridir. (Geçtan, 2003)

Kaynakça

Erol Ozan, İ. K. (2008). Narsistik Kişilik Bozukluğu:Gelişim Süreçleri ve Yaşamları. RCHP,Psikiyatride Derlemeler,Olgular ve Varsayımlar Dergisi, 24-37.

Geçtan, E. (2003). Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar. istanbul: metis.

İrem Anlı, G. B. (2007). Kendilik Psikolojisine göre Narsistik ve Sınır Kişilik Bozuklukları. Psikoloji Çalışmaları Dergisi.

Meryem Karaaziz, İ. E. (2013). Narsisizm ve Narsisizmle İlgili Araştırmalar Üzerine Bir Gözden Geçirme. Nesne Psikoljisi Dergisi, 44-59.

Prof.Dr.Orhan Öztürk, P. U. (2016). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. Ankara: bayt.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Web Sitemizde ki içerikleri incelemek için reklam engelleyici eklentinizi kapatıp sayfanızı yenileyin..